Sıkça Sorulan Sorular




Anestezi, konusunda uzman ekiplerce yeterli donanımın olduğu birimlerde uygulanır. Genellikle hastalara damar yolu aracılığı ile anestezik ilacın verilmesi ile hastalar uyutulmaktadır. Daha az olarak, anestezik maddeler maske ile solutarak veya kas içine enjeksiyon şeklinde de uygulanabilmektedir. Sonrasında, farklı teknikler ile kesintisiz olarak anestezi verilerek idame edilir. Ameliyat bittiğinde anestezi uygulaması da sonra erer ve hastalar uyandırılma safhasına geçerler.

Yazılı anestezi onamı, hastanın ve yakınlarının yapılacak olan tıbbi prosedür-anestezi uygulamalarını, işlemle ilgili oluşabilecek tüm riskler hakkında yeterli bilgiye sahip olduklarını ve rıza verdiklerini gösteren resmi bir onamdır. Her türlü tıbbi işlem için hastanın kendisinden ve/veya birinci derece yakınlarından yazılı onam alınmalıdır. Kendisi ve yakınlarından onam alınamayan hastalar için yasal vasisi durumundaki kişilerden alınır. Acil koşullarda veya hastanın hayati tehlikesinin olduğu durumlarda yapılacak işlemler için yazılı onam belgesi aranmaz.

Spinal ve epidural anestezi teknikleri tüm dünyada rutin olarak uygulanan ve yeterli tecrübe edinilmiş güvenli uygulamalardır. Hastaların büyük bir çoğunluğu belden uyuşturma işlemi sonrasında herhangi bir sorun yaşamazlar. Ayrıca cinsel fonksiyonların etkilenmesine dair bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak çok nadiren olmak üzere, işlem bölgesinde kanama veya enfeksiyon gibi riskler mevcut olup sık değerlendirme, muayene ve gerekirse görüntüleme teknikleri ile bu istenmeyen durumlara müdahale edilebilir.

Belden uyuşturma (spinal veya epidural anestezi) işlemi bel fıtığına neden olmaz veya var olanı şiddetlendirmez. Bel fıtığı, omurgalar arası diskin kayması nedeniyle oluşur ve belden uyuşturmada hedeflenen bölge ile ilişkili değildir. Nadir olarak, işlem bölgesindeki cilt noktasında genellikle geçici hassasiyet veya ağrı oluşabilmektedir.

Hastaların büyük bir çoğunluğuna, ameliyatta kan ve kan ürünleri verilmesine gerek duyulmaz. Özellik arz eden büyük ameliyatlarda veya beklenmedik şekilde kan kaybı oluşan hastalar için kan ürünleri kullanılmaktadır. Kan ürünleri yaşam için elzem olan hücresel yapıları içermektedir, dolayısıyla gerekli şartlarda kullanılması hastanın hayatını kurtarabilmektedir. Kan yerine, damarda dolaşan volümü tamamlamak üzere farklı serumlar kullanılabilmektedir. Yine benzer şekilde Yehova şahitleri, başka bir insandan alınmış kanın verilmesini kabul etmezler. Bu hastalardan, ameliyat öncesinde kendi kanı özel teknikler ile toplanır ve ameliyatta ihtiyaç halinde hastaya tekrar verilebilir.

Normal uyku ile anestezi birbirine benzer gözükmekle birlikte aynı şey değildir. Çünkü uykudan herhangi sesli ya da ağrılı bir uyarıyla uyanılırken, anesteziden anestezi hekiminin inisiyatifi haricinde uyanmak çok mümkün değildir. Anestezi ilaçlarının verilmesi devam ettiği sürece hastaların büyük çoğunluğu uyku denilen, ağrılı işlemlere yanıt vermeme durumunda kalmaktadır. Bu sebeple normal uyku fizyolojik bir ihtiyacın karşılanması iken, anestezi alımındaki uyku kontrollü ve ölçülebilir bir süreçtir.

Evet. Anestezi uzmanı ve anestezi teknikerleri bir ekip halinde ameliyat olan her hastayı ameliyat boyunca ve derlenme süresince takip etmektedir.

Günümüzde ameliyatlar dışında birçok tıbbi işlem de anestezi altında uygulanmaktadır. Endoskopi ünitelerinde, MR ve Tomografi gibi radyolojik görüntülemelerde, koroner anjiografi (kalp damar ve kapak hastalıklarını görüntüleme) laboratuvarında, tüp bebek girişimlerinde ve benzeri çok sayıda işlemde, özel ekip ve ekipmanlarca güvenli bir şekilde anestezi uygulanabilmektedir.

Birçok ameliyat genel anestezi altında uygulandığı için hastaların operasyonu izleme imkanı bulunmamaktadır. Ancak kısıtlı sayıda bazı işlemler için (ör. koroner anjiografi) operasyonun tıbbi görüntüleri verilebilmektedir. Bunun dışında uygulanan prosedür ile ilgili yazılı raporlar özel durumlar dahilinde hastaya verilebilmektedir.

Anestezi uygulanacak her hastanın mutlaka belirli bir süre aç kalması gereklidir. Bu genel anestezi uygulamalarında yapay solunum uygulaması esnasında, hastanın midesindeki gıda içeriğini akciğerlere kaçırmaması için şarttır. Yeterli açlık süresinin sağlanmadığı durumlarda, ciddi ve bazen ölümcül olabilen klinik durumlar ile karşılaşılabilir. Bunu önlemek için genellikle en az 8 saatlik açlık süresi şart koşulmaktadır. Alınan gıda türüne ve hastanın yaşına bağlı olarak bu süre farklılık gösterebilir.

Anesteziden tam derlenme süreci tamamlandıktan sonra hastalar yemek yiyebilirler. Derlenmenin tam olmadığı durumda hastaların yemek yemeye çalışması, boğulmaya ve akciğerlerine gıda kaçırmaya sebep olarak ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu süre hastaya ve yapılan ameliyata bağlı olarak farklılık gösterebilir. Genellikle eğer batın bölgesini ilgilendirmeyen bir operasyon ise 4-6 saat sonra hastaların gıda alımına izin verilmektedir. Ancak her koşulda bulunduğunuz servisteki görevli sağlık profesyonelinden izin alınması gereklidir.

Hayır. Standart ve rutin anestezi uygulamalarının uzun dönem sonuçları dünyanın her yerinde farklı birçok bilimsel çalışmada incelenmiş ve bu konuda anlamlı bir risk görülmemiştir.

Bazı anestezik ajanlar geçici olarak ve kısa süreli unutkanlık (amnezi) ya da hafıza kaybı yaratabilirler. Bu durum, bazı anestezik ilaçların geçici ve kısa süreli etkisidir. Kalıcı veya ilerleyici bir vasıfları yoktur. Demansı olan hastalarda genel anestezi farklı anlamlarda daha sorunludur ancak anestezi uygulanmasının demansı şiddetlendirmesi söz konusu değildir.

Genel anestezi uygulanan neredeyse her hastaya, yapay solunum desteği uygulanmaktadır. Hastaların, anestezik ilaçların etkisi ile kendi solunumları zayıflar ya da tamamen kaybolur. Burada solunumu normal şekilde devam ettirmek amacıyla, anestezi uzmanları farklı teknikler ile akciğerlere oksijen göndermeye devam ederler. Bunu sağlayabilmek için, boğaz ve boyun bölgenizi muayene eder ve anatomik-fonksiyonel bir bozukluk olup olmadığını kontrol ederler.

Özellikle yoğun olarak alkol, sigara ve bazı ilaç kullanım durumlarında hastalar anestezik ilaçları hızla vücutlarında yıkarak etkilerini azaltabilirler. Ancak bu durumlarda, anestezik ilaçların doz ayarlaması yapılır ve anestezi derinliği ölçülerek hastanın durumuna uygun teknik belirlenmektedir.

Anestezi düzeyi ve derinliği ile hastanın hayati bulguları uzmanlar tarafından sıkı takip edilir ve uyanmanız mümkün değildir. Bunlar hassas ölçümler ile kontrol edilmektedir. Dolayısıyla hastaların istemsiz uyanması veya ağrı hissetmesi mümkün olmamaktadır. Çok nadir bir durum olarak “anestezide farkındalık” denen özel bir kavram mevcut olup hastalar hareketsiz ve uykuda iken konuşmaları ve sesleri duyduklarını ifade etmektedir.

Rutin pratikte böyle bir uygulama yoktur. Çünkü anestezik ilaçlar çok çeşitlidir ve test dozlarında dahi duyarlı kişilerde ciddi reaksiyonlara neden olabilirler. Ancak ameliyat öncesi değerlendirmede, hastaların önceki anestezi deneyimleri ve anestezik ilaçların içinde bulunan bazı maddelere karşı (örneğin yumurta, soya gibi) kişinin duyarlı olup olmadığı irdelenmektedir.

Hayır. Ameliyathaneler steril ortamlardır, özel ekipman ve üniformalı yetkili personel dışında kimse alınmamaktadır. Hastaların sağlığı, güvenliği ve enfeksiyon kontrolü için de kritik olan bir uygulamadır. Dolayısıyla sadece ameliyathanenin giriş noktasına kadar refakat edilebilir.

Genel anesteziden sonra annelerin ne zaman bebeklerini emzirebilecekleri sıklıkla sorulan sorulardan biridir. Günümüzde kullanılan anestezik ilaçlar hızla vücutta etki gösterip, hızla vücuttan temizlenmektedir. Anestezi uygulamalarından sonra anne sütünde tespit edilen anestezik madde miktarı ihmal edilebilir düzeydedir ve bebeğin sağlığını etkilemez. Bu yüzden uzmanlar, anestezi sonrası annelerin tam derlenme (uyanıp normale dönme) sonrasında bebeklerini emzirmeye devam etmelerini önermektedir.

Günümüzde cerrahi aletlerin sterilizasyonu modern cihazlarla son derece titizlikle yapılıp, her aşama kontrol edilmektedir. Özel dezenfektan solüsyonlar, yüksek ısı uygulayabilen cihazlar ve radyan uygulamalar ile sterilizasyon sağlanmaktadır. Cihazların kalibrasyonu ve kontrol aşamaları düzenli olarak kayıt altında tutulmaktadır.

Her ilacın olduğu gibi ağrı kesicilerin de yan etkileri mevcuttur. Hekimler, bu ilaçları sadece gerekli durumlarda ve yeterli süre kullanırlar. Yan etkileri ile ilgili olarak koruyucu önlemler ve sık hasta vizitleri ile hastaların durumu kontrol edilmektedir. Morfin ve benzeri ilaçların bağımlılık potansiyeli mevcuttur ancak bu durumun oluşabilmesi için uzun süre ve kontrolsüz kullanım gerekir. Ağrısız durumlarda kullanıldığında bağımlılık oluşturma potansiyeli daha yüksektir. Bu tip ilaçlar sıkı kontrol altında, gereken minimum doz hesaplanarak reçete edilmektedir.

Erken dönemde (ilk saatlerde) görülebilir. Anestezik ilaçların etkilerinin tamamen ortadan kalkması için belirli bir süre gereklidir. Sıklıkla hastalar uyandırıldıktan sonraki ilk saatlerde tamamen normale dönerler. Bunun haricinde olan şuur bozukluklarına dikkat edilmeli, gerekirse ileri inceleme yapılmalıdır.

Genellikle hastaların ameliyat sonrası ağrıları farklı metodlar ile tamamen kesilir. Ancak yine de, hastaların hafif-orta düzey ağrı hissetmeleri bazen mümkündür. Ağrısı olan hastalar için dozlar ve ağrı kesici yöntemler tekrar değerlendirilir. Bilincin tam olarak yerine gelmediği erken dönemlerde hastalar bazen istem dışı konuşmalar yapabilmektedir. Bu durum hasta mahremiyeti açısından saklı tutulur ve bilinciniz tam olarak normale gelene kadar takip edilirsiniz

Eğer bilinen ciddi veya sistemik bir hastalığı yok ise hastalara, sık aralıklar ile anestezi uygulanabilir. Ancak her anestezi prosedürü farklıdır ve anestezi alacak her hasta, yakın zamanda almış olsa bile tekrar değerlendirilir. Bunun dışında sistemik hastalığı olan hastalarda operasyon öncesi bu hastalıkların kontrol altına alındığından emin olunmalıdır.

Hayır. Rutin uygulamada ve sorun yaşanmayan hastalarda böyle bir durum görülmez. Ancak operasyon veya anestezi ile ilgili olarak nadir olarak ortaya çıkan bazı komplikasyon (tıbbi olarak ortaya çıkan istenmeyen durumlar) durumlarında hasar oluşabilir.

Evet. Sigara kullanımı akciğer ve üst havayolu bölgesine çeşitli zararlar verir. Hastaların efor kapasitesini azaltır ve anesteziye bağlı risklerin oluşumuna zemin hazırlar. Operasyon planlanan hastaların sigara kullanmamaları ideal olanıdır.

Kullandığınız ilaçların bazılarına devam edilmesi (örneğin tansiyon ilaçlarınıza) gerekirken, bazılarının ise kesilmesi (örneğin kan sulandırıcı ilaçlar) gerekmektedir. Hekiminize mutlaka kullandığınız tüm ilaçları eksiksiz bir biçimde bildiriniz, bu sizin için önemlidir. İlaçların kullanımında, operasyona göre karar verilmektedir. Anestezi uzmanları ve cerrahlar bu kararı ortak verirler. Hastaların kendi insiyatifleri ile kullandıkları ilaçlarını kesmeleri, ağır sonuçlar doğurabilmektedir.